Hakkımda
Yazılarımı,şiirlerimi,fotoğraflarımı,kolaj çalışmalarımı sizlerle paylaşmak istedim.
Bağlantılarım
*
*
*
Kategoriler
Arkadaşlarım
• Blogcu Yardım • nuranayaan • gonulsofrasi • turkiyekaplicalari
|
NTV de yyayınlanan YUVA belgeselinden
Yuva adlı belgesel dün NTV Tv de yayınlandı.İzleyemeyneler için aklımda kalanları özetin özeti olarak sizlerle paylaşmak isterim.Aslında göze ve kulağa hitap eden filmi izlemek en guzeliydi.
Dunyanın oluşundan itibaren geçirdiği evreler, bitkilerin oluşumu hayvan ve insanların bu oluşuma katılması anlatılıyor. 4 Milyar yıl yaşındaki dünyanın son 150 Milyon( veye bin ) yılında insan neslinin yer aldığı belirtiliyor.
Hayvan ve bitkilerin asla dunyanın doğal düzenine etki etmediği dünyayı değiştirmeye çalışmadığı,ne yazıkki insan neslinin bu değişimi değiştirmeyi başlayıp başarmnakta olduğunu,bu durumunda kendi aleyhine olduğu gerçeğini ne yazıkki geç farkettiği belirtiliyordu.
Sanayileşme sonucu atmosfere salınan sera gazları- karbondıoksıt karbonmonoksit -gibi gazların dunyayı ısttığı ve ısınma sonucu kutuplardaki buzulun erimeye başladığı ifade ediliyor.
Ben hep merak etmişimdir.Kutuplardaki ve dunyanın bir çok yerindeki buzulların erimesinin insanlığa ne tur zararı var diye.Anlatılan şu ; Eriyen buzlar tatlı su olarak okyanuslara karışıyor.tatlı su kaynakları azalıyor.Yakın bır gelecekde kimi 2050,kimi 2035 ve hatta kimide 2015 de ,eriyen ve okyanuslara karışan bu sular deniz seviyesini 7 metre yukseltecektir. Dunya nufusunun % 70 deniz kenarlarında yaşamaktadır. Deniz yukselmesi sonucu dunyada buyuk bir göç dalgası yaratacaktır. Kıt kaynaklar(toprak su hava) daha da kıt hale gelecektir. Bu sebeble kavgalar savaşlar kaçınılmaz olacaktır.
Yangınlar petrol doğalgaz ve Karbonların(kömür ve fosil yakıtlar) atmosfere salınımı sonucu atmosferin ısınmasını tetiklemektedir. Bu yakıtların yerine doğada mevcut ve kullanıldığında dunyanın doğal yapısını bozmayan enerji kaynaklarının kullanılması önerilmektedir. Ruzgardan elde edilen enerji-deniz dalgalarından elde edilen elektrik enerjisi(halen kullanılan bır kurulu bir sistem gösterildi..muthiş bir şeydi) uçssuz bucaksız çöllere kurulan guneş panellerinden elde edilen elektrik enerjileri ve daha başka öneri ve halen dunyanın bazı yerlerinde kullanılan doğal enerji kaynakları örnek gösterildi
Güneş enerjisi ile ilgili çok çarpıcı bir örnek vardıki akıl almaz geliyor. Güneş işiğinin 1 saatteki verdiği enerji,Tam kullanılabilse Tüm dunyadaki insanların 1 senelik enerj ihtiyacına bedelmiş.
Bayar GÖKCE |
Tarih: 12:00, 6/6/2009 Kategori: YAZILARIM |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Enerjimizi kullanmayı öğrenelim*
* Enerjimizi kullanmayı öğrenelim* .
Beyin öyle bir güçtür ki..
Kafadan geçen her düşüncenin bir talep olduğuna inanıyorum...
iyi şey ister güzel şeyler düşünürseniz cevabı aynen öyle gelir ,
Ama hep korku ve kuşkuyla yaşarsanız aynen bunları da çağırırsınız.
Trafik kazasından korkan insanlar hep kazaya uğrarlar. Eğer siz korkuyla yola çıkar ve hep bunu beyninizde kurgulayıp etrafa negatif enerji yayarsanız mutlaka şoföre kaza yaptırırsınız ama arabayı siz kullanıyorsanız ve böyle korkularınız varsa eğer sakın araba kullanmayın...
Çocuğuna aşırı korumalı ana ve babalarının çocuklarına hep bir şeyler olur yani biri bir taş atsa bile gelir sizin çocuğunuzun kafasını bulur o zaman siz şunu düşünürsünüz "onu kollayıp korumasam hep başına olumsuz şeyler geliyor. Neden acaba ? Bu tıpkı (yumurtamı tavuktan çıkar, yoksa tavuk mu)'yu andırmıyor mu?
Öyle mutsuz bir toplum olduk ki birbirimize günaydın diyemiyoruz, bir araya geldiğimizde hep olumsuz olaylar konuşuyoruz, biri bize nasılsın dese iyiyim demeye korkar olduk, işler nasıl deseler, derhal şikayet etmeye ve her şeyin kötü ve daha da kötüye gittiğini söylüyoruz, hastalıklarımızdan ve ölümlerden bahsediyoruz yani dostlarla da sohbetin güzelliği , keyfi kalmadı.
Hep para olmadığından yakınıyoruz sanki bunu soran bizden para isteyecekmiş gibi. Aynen devam edin, neyi YOK diyorsanız, onu YOK etmeye devam edin, sürekli şikayet edip etrafa olumsuz ve zavallı görünerek her şeyin bereketini kaçırın, ayrıcada bu kadar mızırdanma sonunda dostlarınızı da kaçırdığınızı fark edeceksiniz.
Sürekli param yok diyen insanlar paralarının bereketini öyle kaçırırlar ki bir gün gelir birde bakarlar gerçekten paraları bitmiş ama bu bitiş ani çıkan hesapta olmayan mecburi harcamalarda olabilir, sağlığa harcanması gereken miktarlar da olabilir.
Hep hastayım diyen insanlar mutlaka hasta olurlar beyin şartlanmaya görsün hangi hastalıktan korkup, çağırıyorsanız size onu getirir.
Allah zaten verilen nimetlere şükretmesini bilmeyen kullarından bu nimetleri bir müddet sonra almaya başlar. Çevrenize bakın örneklerni çok göreceksiniz.
Gelin bundan sonra Nasılsın diyenlere ÇOK İYİYİM ÇOK ŞÜKÜR demekle işe başlayın.
Öyle bir toplum olduk ki karşımızdakini yargılamaktan sevmeye zaman bulamıyoruz.
Oysa her yaşta sevgiye ihtiyacımız var. Sevgi sunulmazsa sevgi değildir. Neyi severseniz sevin ama içinizde yoğun sevgi duyguları olsun. Birisine sevginizi söylediğinizde hareketlerle bunu pekiştirdiğinizde ona öyle güzel bir enerji yollarsınız ki, onun mutluluğunun enerji şeklinde size geri dönüşünden aldığınız pozitifi başka hiçbir şeyde bulamazsınız.
Yeni bebeği olmuş bir anne eğer sıkıntıları varsa veya olumsuz bir kişiliğe sahipse lütfen en olumlu olduğunda bebeğini kucağına alıp onu çıplak tenine deydirsin. Eğer bebeklerinizin huzurlu ve sağlıklı bir bebek olmasını istiyorsanız onu sakin kavgasız gürültüsüz ve pozitif birortamda büyütmeye çalışın, Kızgınken, sinirliyken kucağınıza almamaya çalışın ve ona sınırsız sevginizi gösterin. Öpün koklayın ve bilin ki bu günler çok çabuk geçecek ve bilin ki çok çabuk büyüyorlar.
Bazı anne ve babalar çocuklarını çok sevdikleri halde bunu ifade edemez ve gösteremezler.
Neden ?
Ne zaman göstereceksiniz? Tanrı'nın verdiği bu armağana sevgiyi en güzel şekilde göstermemiz bir şükür ve teşekkür değil mi ?
Beyin öyle bir güçtür ki ,
insan beyin gücünü kullanarak isterse kendini felç de edebilir, öldürebilir de, kanserini de yenebilir. Yeter ki beynini şartlandırabilsin. Beynimizde yaklaşık 13 milyar civarında sinir hücresi vardır. Her bir hücre yaklaşık 7.3 kilo voltluk enerji açığa çıkarır. Pratikte mümkün değil ama teorikte beyindeki tüm sinir hücrelerinin aynı anda enerjilerini saldığını varsayalım, yaklaşık 350 milyon kilo voltluk bir enerji açığa çıkar ki bu da büyük bir metropolün tüm elektrik ihtiyacını karşılayacak güce sahiptir.
Size tıp kitaplarına girmiş bir olayı anlatmak istiyorum,
"Et taşımaya yarayan soğutuculu bir tren, temizlenmek için bir istasyonda duruyor. İşçiler vagonları temizlemeye başlıyorlar, işçinin biri bir vagonu temizlerken diğer işçi o vagonu boş sanıp kapısını dışardan kilitliyor. Biraz sonra tren hareket ediyor, ve bir durak sonra et almak üzere bir istasyonda duruyor. Kapalı kalan işçinin vagon kapısı açıldığında işçinin donarak öldüğü görülüyor. Fakat bir bakıyorlar ki, vagonun ısısı normal ısıda yani dondurucuya geçirilmemiş. Ama kapalı kalan işçi bunu bilmediği, donarak öleceğini sandığı için beyin aynen donmanın şartlarını hazırlayarak, donmanın tüm belirtilerek göstererek vücudunu buna uyduruyor."..
Yani beyninizi olumlu şeylere kanalize edin . Bazı insanlar vardır, hep konuşurken daha yaşasam 1-2 sene daha yaşarım diye konuşup sık sık bunu tekrar ederler ve kendilerine adeta bir ölüm zamanı belirlerler. Ben bu laftan çok korkarım ,eğer bunu inanarak söylerlerse beyinlerini öyle bir şartlarlar ki , öyle bir kurgularlar ki gerçekten dedikleri zamanda ölürler. Bu yüzden kaç yaşında olursanız olun hep bir hedefiniz ve hayalleriniz olsun ki uzun yaşayabilesiniz. İnsan hayal ettiği müddetçe yaşarmış. Ne doğru bir laf değil mi?
Dün bitti. Dünün tekrarı yok aynı rüyalar gibi. Yarın, hiç bilmiyoruz, iyi şeylerde olabilir kötü de .
Ama şu anımı biliyorum,ayağım kırık bu yazıyı yazıyorum ama eşim yanımda çocuklarım sağ ve ben bu yüzden dünyanın en mutlu insanıyım ve yarınımı da bilmediğim için bu anımı en iyi, en keyifli ve en pozitif şekilde değerlendiririm.
Bilmediğim bir geleceği düşünerek de bu anımı zehir edemem.
Siz de böyle yapın ve hayatınızı birbirine karıştırmamak kaydıyla 3'e bölün.
Dün, bugün,yarın diye...
, gelen olumlu şeylerin hepsi geri gider.
Yani unutkanlıklar, enerji kayıpları, isteksizlikler, migren, mide-bağırsak şikayetleri, uykusuzluklar, beyin tümörler, tansiyon iniş-çıkışları, vücudun muhtelif yerlerinde uyuşmalar, mutsuzluk, hatta depresyon ,kalple ilgili şikayetler ve kansere zemin hazırlamış olursunuz.
Bunları kendinize niye reva göreceksiniz ki ?
Akıllı, kontrollü ve olumlu olmak yeterli.
Eğer büyük bir strese girdiyseniz kendinize hobiler bulun, yani kafanızı dağıtın.
Başka işlere kanalize olun ki stres yaratan faktörün etkisi az alsın veya sevdiğiniz, sizi mutlu eden şeylerle uğraşın.
Bunları da yapamıyorsanız dua edin, duaların insanlarda yarattıkları mistik etki onların pozitiflenmesini sağlar.
Ben evde sokakta bile hep iyilik diler ve hayır için dua ederim...
Saygılarımla, *Prof. Yıldız Batırbaygil *
Hayat yaşandığı kadar vardır; Ötesi ya hafızadaki hatıra Ya da hayaldeki ümittir. Hüsranı ise bir tek yerde tanıyorum; Yaşamak mümkünken yaşayamamış olmakta…
|
Tarih: 19:05, 30/5/2009 Kategori: GUZEL YAZILAR |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
SEBZELERDEKİ İLGİNÇLİK
SEBZELERDEKİ İLGİNÇLİK
Havuç dilimi insan gözüne benzer. Bilimsel araştırmalar havucun gözlerin kan akışını ve işlevini iyileştirdiğini göstermiştir. Domateste kalpte olduğu gibi dört odacık vardır ve kırmızı renklidir. Bütün araştırmalar domatesin kalp ve kan için faydalı olduğunu göstermiştir.
Üzüm salkımı kalp şeklindedir, her bir üzüm tanesi kan hücresi gibi görünmektedir ve araştırmalar üzümün ciddi kalp ve kan canlandırıcı bir gıda olduğunu göstermiştir.
Ceviz küçük bir beyin görünümündedir. Ve beyin fonksiyonlar için faydalıdır.
Fasulya böbrek görünümündedir ve böbrek fonksiyonlarını iyileştirir.
Sap kereviz, Çin lahanası ve Rhubarb (bizde yok) kemiklere benzer. Bu gıdalar kemikler için faydalıdır, sodyum oranları eşit ve %23 dür. Gıdanızda yeterli sodyom yok ise vücut kemiklerden çeker ve kemikler zayıflar. Bu gıdalar iskeletinize faydalıdır. ! Patlıcan, avokado ve armut kadınların rahim ve serviks sağlığı ve fonksiyonlarını hedefler ve görünümleri bu organlara benzerler. Araştırmalar kadınların haftada bir avokado yemeleri halinde hormonları dengelediğini, istenmeyen doğum sonrası kilolarını azalttığını ve serviks kanserini önlediğini göstermiştir.
İncir tohum doludur ve ağaçta ikili olarak asılarak büyür. İncir sperm sayısını ve hareketliliğini arttırır ayrıca erkek kısırlığını önler.
Tatlı patatesin görünümü pankreasa benzer ve şeker hastalarının glisemik indeksini dengeler.
Zeytin yumurtalıkların sağlığına ve fonksiyonuna yardımcı olur.
Greyfurt, portakal ve diğer narenciye meyveleri kadın göğüsüne benzer ve bunların sağlığına ve lenfin hareketine yardımcı olur.
Soğan vücut hücreleri görünümündedir. Bütün vücut hücrelerinden atık maddelerin temizlenmesine yardım eder. Hatta gözlerin epitelyal katlarının yıkayan gözyaşlarına bile sebep olur.
|
|
Tarih: 20:28, 8/5/2009 Kategori: GUZEL YAZILAR |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Yürümenin 24 faydası
1-Yürüyüş, kan akımını ve kan damarlarının miktarını artırarak, dolaşımı iyileştirir, kalp-damar ve beynin damarsal hastalıkları riskini azaltır.
2-Kalp kası dâhil, vücut kaslarını kuvvetlendirerek, daha etkin çalışmalarını sağlar.
3-Her bir kasılmada kalbin pompaladığı kan miktarını artırarak, istirahattaki kalp atım sayısını (nabzı) azaltır.
4-Egzersiz ve stres durumunda arteriel kan basıncında (tansiyonda) oluşan yükselmeyi azaltır.
5-Kan basıncını düzenler.
6-Kalp kasının yan damarlardan da beslenmesini destekler. Böylece kalbin ana damarlarında oluşacak tıkanıklıkların vereceği zararı azaltır.
7-Şişmanlık riskini azaltır.
8-Sindirimi kolaylaştırır.
9-Beyine oksijen sağlanmasını artırarak, zihinsel keskinlik ve yaratıcı düşünce potansiyelini yükseltir.
10-Lenfatik dolaşıma yardımcı olur.
11-Egzersiz sırasında ve sonrasında _meta_bolizmayı uyarır.
12-Solunumsal kapasiteyi ve aerobik gücü artırır.
13-Büyümeyi ve travma sonrası toparlanmayı olumlu etkiler.
14-Kan yağlarının (trigliserid) düzeyini düşürür.
15-HDL/LDL (iyi huylu-kötü huylu kolestrol) dengesini düzenler.
16-Koordinasyona olumlu etki yapar.
17-Eklem ve kasların esnekliğini artırarak, bel ve boyun ağrılarını hafifletir.
18-Kemiklerin sertleşmesini ve kuvvetlenmesini sağlar.
19-Dayanıklılığı artırır.
20-Yorgunluk duyumunu engeller.
21-Uykusuzluğu azaltır, rahatlamaya yardımcı olur.
22-Vücudun doğal keyif verici hormonu olan endorfinin salınımını artırır.
23-Yaşlanma sürecini geciktirerek, genç bir görünüm sağlar.
24-Moral, özgüven ve iyimserliği artırır. |
Tarih: 20:35, 24/4/2009 Kategori: GUZEL YAZILAR |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
Mikrodalga fırınların nasıl çalıştıklarını biliyor musunuz
Mikrodalga fırınların nasıl çalıştıklarını biliyor musunuz? Yemek ısınıyor, neden tabak soğuk? Mikrodalgalar, görünür ışıktan çok daha uzun dalga boylarına (santimetre cinsinden) sahip elektromanyetik dalgalardır. Mikrodalga fırınların işe yaramalarının nedeni, yemek moleküllerinin belirli bir frekanstaki mikrodalgaları kolayca soğurabilmeleridir. Normal bir fırında, ısıyı soğuran, yemeğin içindeki su ve yağ veya yemeğin pişmesi için eklenen yağdır. Mikrodalga fırında ise mikrodalgalar yemek moleküllerini doğrudan etkilerler ve ısı yemeğin kendisinde oluşur. Bu yoğun moleküler hareketler ve çarpışmalar sayesinde, son derece kısa bir süre içinde hızlı yemek pişirmek mümkün hale gelir. Mikrodalga fırınlarda yemek pişirmek için plastik veya cam kaplar kullanılabilir ama kaplar asla metal olmamalıdır; çünkü mikrodalgalar metallerin içinden geçemezler. Plastik ile cam ise mikrodalgalar için şeffaf gibidirler ve organik yemek moleküllerinin hayli soğurgan olduğu yüksek frekanslardaki mikrodalgaları soğuramazlar. Fırından çıktığında içindeki yemek sıcak olduğu halde bu tür bir kabın soğuk olmasının nedeni de budur. Ancak kullanıcı, mikrodalgaların fırının dışına sızmamasına çok dikkat etmelidir; çünkü bu dalgalar insan vücuduna çok zararlıdır. |
Tarih: 20:22, 24/4/2009 Kategori: GUZEL YAZILAR |
Yorum (yok) | Yorum yaz | Bağlantı |
|
|